Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 42

Warning: Undefined variable $sec_key in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Deprecated: preg_match(): Passing null to parameter #2 ($subject) of type string is deprecated in /home/komunar/public_html/tr/parastin.php on line 43

Warning: Undefined variable $rootPath in /home/komunar/public_html/tr/includes/settings.php on line 49
FARS HALKININ TARİHİ VE İNANCI | Komunar.NET

FARS HALKININ TARİHİ VE İNANCI

27 Hezîran 2019 Pêncşem

İran tarih boyunca halkların ortak yaşam çerçevesinde beraberce yaşayabildiği bir coğrafyadır.




Farslar, Ortadoğu?nun Ari ve Zagros kökenli halklarındandır. Med Konfederasyon?unda (M.Ö. 678- M.Ö. 549), Pars Aşireti olarak yer almışlardır, ancak ilk dönemler fazla güçlü bir konumda değiller. İslamiyet döneminde Pars ismi, Arapçada ?p? harfi kullanılmadığı için bu dilin şeklini alarak Fars adlandırılması yapılmıştır.
Asuri orduları M.Ö. 844 yılında Zagros dağ silsilesinin sınırlarına geldiklerinde bu kavmi tanımış ve Pars olarak adlandırmıştır. Pars kavmi ilkin bugünkü İran?ın kuzeybatısında ve Urmiye gölünün yakınlarına yerleşmişlerdir. Urartu ve Asur Krallıklarının baskılarından dolayı güneye doğru göçmüşlerdir. Tevrat, Elam Parsların memleketiyle biliyor ki, bunun doğruluğu yoktur. Elam Hükümdarlığı Asur ve Babil?e karşı yürütülen savaşta zayıfladığında, Parslar Elam Hükümdarlığına asker olarak alınıyorlar, böylece askeri ve siyasi olarak o hükümdarlıkta yer alıyorlar. Elam da Sümerler gibi bir devlet sistemine sahiptir. Parslar bir süre sonra yaşanan siyasi boşluktan faydalanıp, yönetim düzeyinde devletin içinde yer alıyor ve iktidarı ele geçiriyorlar, böylece Medler tarafından resmi tanınmanın yolunu açmış oluyorlar. 
Tahminlere göre Farslar M. Ö. 7. Yüzyılda Zagrosların güneyine yerleşmişler ve Asurlular onların hükümdarlığını ?Parsvaş? olarak adlandırmışlar. Ahameniş?in (Cemşit?in) ölümünden sonra oğlu Çişpiş hükümdar oluyor ve Çişpiş?in döneminde ?Parse? (günümüzün Fars bölgesi) eyaletini ele geçirerek, hüküm sürdükleri alanları genişletiyorlar. Çişpiş?ten sonra oğlu I. Kambises hükümdar oluyor, onun ardından da I. Kambises?in oğlu Kiros Persler?in ilk krallığını kuruyor. Asur İmparatorluğu?nun Medler tarafından yıkılmasının ardından, Medlerin daha da güçlendiği M.Ö. 612 yılında Persler krallıklarını kuruyor. Medya İmparatorluğu bölgenin tüm etnik halkları bünyesinde toplayarak büyük bir güç haline geliyor. Medya İmparatorluğunda I. Kiros?un bir iç darbesiyle Medya İmparatorluğunun yürütmesi Perslerin lehine sonuçlanıyor. Kiros?un çıkışının ve nasıl iktidara ulaştığının mitolojisini, iktidara ulaşmalarını orijinal ve meşru göstermek için kurgulamışlardır. Bu mitoloji; Sümerlerin Gılgameş, Romalıların Romayos Romlus ve Babillilerin Semiramis efsanelerine benzer. Bundan sonra I. Kiros döneminde Büyük Pers İmparatorluğu gelişiyor. Ahameniş İmparatorluğunun (MÖ 550?MÖ 330) sona ermesiyle Parslar 471 yıl İran?da Hükümdarlık haline gelemezler. Bu süreçte Part İmparatorluğu M.Ö. 247?den M.S. 224?e kadar hüküm sürer. Ardından Parsi Ardeşir (Babakani olarak da bilinir) Sasani İmparatorluğunu (MS 224?651) kuruyor.
Farsi (Parsi) dili de Ari dil grubundandır. İran dışında Afganistan, Tacikistan ve Özbekistan?da da Farsça konuşulur. Afganistan?da Peştu dilinin yanı sıra ve Tacikistan?da Farsça resmi dildir. Bu dil, Hindistan?da da İngiltere?nin sömürgesine dek resmi dil sayılmıştır. Farsça konuşanlar önceden bu dili Deri ve Parsi olarak da adlandırmışlardır.

Farsların Dini İnancı
Farsların da ilk inanışları İran?da yaşayan pek çok etnik halk gibi Mitraizmdir. Büyük Darius döneminde sarayda yer alan Yahudilerin etkisiyle Zerdüştlük resmi din haline gelmiştir. M.S. 224 yılından 240 yılına kadar Sasani İmparatorluğu tarafından Zerdüştlük inancı iktidara göre uyarlanıp özü ve Avesta kutsal kitabının ismi de Zend Avesta olarak değiştirilmiştir. Altıncı yüzyılda İslam Orduları saldırılarıyla Farslar?ın büyük çoğunluğu İslamiyeti kabul etmiştir ve ardından Safevi Devletinin 751 yılında kurulmasıyla birlikte Şii Mezhebi İran?ın resmi dini olmuştur. Ancak her bir inancın ve dinin resmi hale gelmesi halkların da hemen o inanca sahip oldukları anlamına gelmez. Şiilik birbirinden çok farklı iki döneme sahiptir. Birinci Dönem Şiilik; toplumsal hareket olarak gelişen İslami akımlardır. Hilafet/İktidar İslam?ına karşıdırlar, Ancak İkinci Dönem Şiiliği Safevi döneminden itibaren iktidara bulaşmıştır. 
Ali Şeriati, Alevi Şiiliği ve Safevi Şiiliği kitabında; Rewze  ve Taziye veziri, Doğu Avrupa?ya gider. Safevilerin Doğu Avrupa ile ilişkileri yakın, gizemli ve özeldir. O dönemde Rewze ve Taziye veziri Doğu Avrupa?nın mezhepsel merasim ve törenlerini yakından araştırır. Avrupa?nın pek çok mezhepsel geleneğini ve toplu merasimlerini, Hristiyanlığın toplumsal törenlerini; Hz. İsa?nın, havarilerinin ve Hristiyanların ilk şehitlerinin trajedilerinin anlatımını ve nasıl yürütüldüğünü iyice inceler. Aynı zamanda onların sembollerini, özel dini araç ve sloganlarını alır ve İran?a taşır. Burada Safevi iktidarına bağlı imamlarla bu formları Şiiliğe, Şiilik tarihine ve mezhebi/milli çıkarlara göre uyarlayıp, Şiilik inancını Hristiyanlık kalıbına yerleştirirler, diye belirtir. Ali Şeriati?ye göre; ?Safevi döneminde Şii Mezhebi yönünü değiştirir ve mevcut duruma karşı olan Şiilik, bu duruma adapte olmuş Şiiliğe dönüşür. İktidara karşı duran bir güç olan Şiilik bu defa iktidarın yanında ve destekçisi olarak yerini alır. Hem görevi hem misyonu değişir, yani eleştirel renkte olan Şiilik şimdi izahçı rolüyle yeni mesajın sahibi haline gelmiştir.?
Bugün, İran İslam Cumhuriyeti sistemi Velayet-i Fakih  teorisi üzerine kurulmuştur. Bu teori siyasi İslam?ın başka bir formudur. Ancak Fars, Azeri, Kürt ve başka uluslarda toplumsal ve eleştirel Şiiliğin kalıntıları hala da vardır. Aynı zamanda İran?da, çoğu Fars olan yarım milyona yakın bir nüfus Bahailik  inancına sahiptir. 

Med-Pers İlişkileri
Medlerin tarihine dair kendilerinin yazılı bir eseri veya hakimiyetleri dönemine kendilerinden kalan bir tablet yoktur. Medlerin Kürt olduğu, Asur Krallığını yenmek için oluşturdukları birlik ve büyük bir devlet sistemine sahip oldukları net olarak bilinmektedir. Tevrat kutsal kitabında ve Heredot, Kitsiyas, gibi tarih yazarları tarafından Med İmparatorluğun Ahameniş eliyle geriletilmesini yazar. Daha çok Heredot?un eserleri kaynak olarak kullanılır. Heredot?un da anlatımları mitolojik bir dilledir, bu nedenle sosyolojik olarak ele alınıp, yorumlanarak Medler?in tarihi bir düzeyde açığa kavuşabilir. Med İmparatorluğu?na kadar ve sonrasında da Kürtlerin rolü kültür kaynağı ve demokratik uygarlık mirası anlamında hayatidir. Ancak Sümerlerin çıkışıyla birinci kuşak uygarlık ve Ahameniş dönemiyle ikinci kuşak uygarlıkla birlikte bu rol zayıflatılmıştır. Pars ve Roma İmparatorlukları öne çıktı. Ancak Kürt kültürü köklü olduğu için hala da ana kültür akışlarından biri olarak varlığını sürdürmektedir. Medler de böyle büyük bir tarihsel çizgi olarak çıkış yapmışlardır. 
İki kadim Ari halkı olarak Kürt ve Fars ilişkileri Med-Pers ilişkileriyle sınırlandırılmamalı ve karıştırılmamalıdır. Med ve Ahameniş İmparatorlukları dönemleri kölelik dönemleridir ve kimi iç sistemler aşiret konfederasyonu şeklinde olsa da netice Krallık sistemleridir, bu nedenle eksikliklerini görmemezlikten gelemeyiz. Ancak sosyolojik bir bakış açısına ihtiyaç vardır, bu nedenle Ari Halklarının tarihteki dostlukları kuşkuya yer bırakmayacak denli nettir. Bu tarihsel dostluk üzerine doğru tarihi yorumlamayı açığa çıkartabilir ve bugün ulusların, halkların kardeşliğini güçlendirebiliriz. Kürt ve Fars uluslarının ortaklığı, beraberliği tarihidir, yalnızca devlet ve hakimiyet ilişkilerinden ibaret değildir. Rêber APO, bu iki halkın ortak yaşam ve beraberliğinden dolayı Med-Pers İmparatorluğunun da beraberliğinin sağlanabildiği düşüncesindedir. Bu, Ahameniş İmparatorluğunun Kiros döneminde açıkça görülmektedir. «Medlerin gevşek federasyonu, yükselen Aryen-Pers kökenli Akhamenit Hanedanlığı için bir geçiş rolünü oynar. Med Kralı Astiyag?ın yeğeni Kiros?un saray darbesiyle, siyasal otorite ilk defa Güneybatı İran?da yoğunlaşan Pers aristokrasisinin eline geçer ve kısa bir süre sonra MÖ 550 yıllarında güçlü ve merkezi Pers İmparatorluğunun kuruluşuyla sonuçlanır.» (AİHM Savunması) 
Bu iki halkın ortaklığının Farsların kültürel ve siyasi hakimiyetinden dolayı olduğu düşüncesi milliyetçi bir yaklaşımdır. O zaman, nasıl olur da binlerce yıl boyunca Kürtler?in dili ve kültürü yok olmaz. Elbette pek çok tarih yazarı ve tarihi kaynaklar Heredot gibi bu konudan bahsetmişlerdir. Ancak burada Önderliğin farkı iktidar ve hakimiyetten ibaret olan tarih yazımlarına rağmen sosyolojik bir bakış açısıyla toplumsal ve kültürel tarihi görünür kılabilmesidir. 

Fars İktidarının Oluşumu ve Halkların Birlikteliğinin Zarar Görmesi
İran tarih boyunca halkların ortak yaşam çerçevesinde beraberce yaşayabildiği bir coğrafyadır. Başlangıçta konfederasyon sistemi esas alınmıştır. Bunun ağırlıktaki sebebi Kürt toplumu ve Medler?le olan ilişkilerinden kaynaklıdır. Her yönden kendilerini örgütleyebilmişlerdir. Savunma sistemi, askeri, siyasi örgütlemeleri kendi içlerinde geliştirdiklerinden dolayı pek çok duruma ve saldırıya karşı durabilmiş, yenilmemişlerdir.  Halkların birliği ve beraberliği, tüm renkleri kapsaması hem güçlü olmalarına hem de bütün renklerin demokratik çatı altında savunmada güçlülüğü ve kendilerine saldıran güçleri yenmelerini sağlamıştır. Konfederasyonlarda merkeziyet ve başkent yoktur. İhtiyaç duyulduğu zamanlarda toplanmışlardır. Tüm aşiretler, aşiret Konfederasyon Başkanlığının sorumluluğunda yönetilmiştir. Sabit ordu yoktur. Med?lerin içinde askeri eğitim verilmiştir ve bu düzen uzun süre Med sistemi olarak adlandırılmıştır.
Örneğin; Zagrosi kabileler, Uruk-Ur siyasi-ticari kolonyalizmi döneminde konfederal sistemle kendi siyasi, kültürel ve askeri çalışmalarını yürütmüşlerdir. Yine aynı şekilde ortak kültüre sahip olan Hitit ve Kasitler, Babil?lere karşı siyasi birliği sağlamışlardır. Pek çok zaman orijinal kimliğini koruyan Kürtler  Solukiyan (Helenler), Sasaniler, Roma dönemi gibi çeşitli dönemlerde de özgür yaşamlarını korumak için beg ve aşiret konfederasyonları inşa etmişlerdir. Tarih boyunca hem Kürtlerin kendi içinde hem de kimi dönemlerde Kürtlerin diğer halklarla antlaşmalarında da bu tarz konfederasyon örgütlenmeleri görülmektedir. Aynı şekilde Müslüman Arap dönemi M.S. 6. ve 8. yüzyıllarında, Türkler M.S. 10. ve 13. yüzyıllarda Moğollar M.S. 13. ve 14. yüzyıllarda, Türkmenler M.S. 14. ve 15. yüzyıllarda ve Safevi Türklerinin hakimiyeti dönemlerinde gösteriyor ki coğrafya yönlü çok değişim olmuştur, ancak çeşitli kültür ve uygarlıklıüı da binlerce yıl barındırabilmiştir.Bu nedenle Rêber APO, İran için ulus-devletten bahsetmek İran?da atom bombası patlatmak anlamındadır diye belirtiyor.
Kısaca diyebiliriz ki; Kürtler (Hurri, Guti, Kassit, Urartu, Mitani, Med...) in demokrasi içerikli aşiret konfederalizmi sisteminin eğilimi daima olmuştur, ancak Parslar, Ahameniş İmparatorluğunun kuruluşuyla imparatorluk sistemine geçiyorlar. Bu İran halkları açısından büyük bir talihsizliktir. 
Med kralı Astiyag?ın kızı olan Mandana?nın ve Fars olan Kambiz?in oğlu Kiros, Med?li olan Harpagos?un Astiyag?a ihanetiyle M.Ö. 548 yılında iktidara gelir. Kiros iktidara gelmek isteyen biridir. Medler?in içinde ihanet damarını daha da kökleştirmek ister. Kiros, kendi iktidarı için Fars halkını örgütlemek ister. ?Siz bana destek verirseniz, sizi Medler?in esaretinden kurtaracağım? şeklinde propaganda geliştirir. Nitekim, tüm iktidarlar bireysel hakimiyetleri için çabaladıkları açıktır ve halkları parçalayarak iktidarlarını oluşturmayı esas alırlar.
Tüm bu durumlara rağmen, İran?da ?modern devlet? olmadan önce (1925 ve Şah Rıza Pehlevi iktidarının güçlenmesi) federatif oluşum daha hakimdir. Katı merkezi sistem yerine esnek ve küçük siyasi oluşumlar vardır. Ancak 1925?ten ve Pehlevi siyasetinden beri tek kültür, tek dil ve tekelleştirme siyaseti hakim oldu. İran nasyonalizmi (Şii de olsa, laik de olsa), yalnızca halkaların zarar gördüğü ve demokratik yönetimin zayıfladığı bu tarihi baş aşağı gidişin sürdürülmesi için kültürel soykırımı sürdürmüşlerdir. Ne yazık ki, bu hastalık kimi sol parti ve örgütlere, toplumsal ve aydınlanmacı hareketlere de bulaşmıştır. Bu nedenle kapitalist sistemin globalleşmesi projesiyle (tüm dünya insanlarını tek tipleştiren değer ve kültür karşıtlığı) halkların çembere alındığını ve kültürel soykırımın sürdürüldüğünü belirtebiliriz.

İslam Cumhuriyeti Döneminde Halkların Durumu
Başta da değindiğimiz gibi, İran kadim bir ülkedir ve kültür zenginliğine sahiptir. Pek çoğu Fars değildir. Örneğin; İran?ın kuzeyinde, Hazar kıyılarında Gulistan, Mazendaran, Gilan, Teberistan ve Dilman gibi pek çok yerde farklılık ve kimlik açısından çok zengindir. Gilek, Galiş, Mazeni, Tat, Kürt, Türkmen, Taliş, Qezed, Sistan, Kul ve onlarca farklı halklar, farklı dil, lehçe ve kültürlerle yaşarlar. Aynı şekilde Horasan, Hemedan, Erak (merkez), Xuzistan, Ehvaz, İsfahan ve Kürdistan gibi pek çok bölgede yaşayanlar tek bir ulustan oluşmamaktadır, farklı mezhep ve kavimdendirler. Kezvin?den Kum?a kadar Kırman, Fars, Buşıhr, Belluci vardır. Urmiye, Mako, Xoy ve Selmas gibi pek çok bölge ve şehirlerde Kürtler, Azeriler, Süryaniler ve Ermeniler vardır. Qurve, Bicard ve Neqede?de Kürt ve Azeriler, Dehloran?da Kürt ve Araplar ve pek çok bölgede Kürt ve başka uluslar beraber yaşamaktadırlar. Bu zenginlik ve hala beraber yaşamaktaki ısrar, iktidarların düşmanlaştırma, ötekileştirme, asimilasyon çabalarının tamamıyla başarıya ulaşmadığını ve halkları tamamıyla Farslaştıramadığı görülmektedir. Şimdiye kadar ne Sasani (Şahênşah) Sistemi, ne de İslam Rejimi halkların bu ısrarına engel olamamışlardır.
Doğrusu, Fars halkı da İran?da yaşayan diğer halklar gibi devletin merkeziyetçiliğinden ve üst sınıftan darbe almıştır. Mesela, Zerdüşti bir Fars ile Şia bir Fars eşit değillerdir ve eşit de görülmezler. Başka bir mezhepten ve inanca sahip bir Farsa da yaklaşım bu esas üzerinedir. Fars halklarının diğer halklarla yaşayan tarihi beraberliğini korumak ancak demokratik bir sistemle mümkündür. Ancak İslam Rejimi, bütün kimlik ve inançları Şia-Fars yapma çabasındadır. Ancak Şia-Fars olarak gördüklerini ve kendini öyle kabul ettirenler hukuk karşısında aynı muamele görür. İran Devleti ve hükümeti, İran?da resmi ve üstün ırkı Fars-Şia olarak dayatır. Bu çerçevede yaşayan tüm kültürleri ve halkları kendi öz kimliklerinden uzaklaştırmayı hedefler.
Farsların nüfusu resmi olarak 20 milyonu geçmemektedir. Çoğunlukta Horasan Rezevi, Kırmanşah, Yezd, Fars, İsfahan ve Tahran?da yaşarlar. Yine resmi rakamlara göre Azerilerin nüfusu 16 milyon, Kürtlerin nüfusu 14 milyondur.  Bu rakamlara göre geriye kalan 30 milyon da Belluci, Arap, Mazeni, Gilek, Türkmen, Taleşi ve diğer halklardan oluşur. Ancak hakim sistemin zihniyetiyle pek çok halk Fars nüfusuna dahil edilerek, Fars olanların sayısı daha fazlaymış gibi gösterilmeye çalışılır. 
Hükümette yer alanların çoğu aslen Şia-Fars değildir, asimilasyona uğradıkları için kendilerini Şia ve Fars olarak sayarlar. Şia mezhebi ve Fars ulusunun resmi mezhep ve ulus olarak sayılması İran halklarını yok etmeye dönüktür. Pek çok devlet erkanı Fars değildir. Bu hükümranlık Farsları da etkilemiştir. Uzun yıllar boyunca iktidarda oldukları ve hakim ulusu ifade ettikleri için kendilerini diğer halklardan üstün ve ileri sayarlar. İnkılap döneminin rejimi pek çok Şia-Fars olan aileleri, Kürtlerin asimilasyona uğratılması, her konuda kendilerinden uzaklaştırılmaları için Kürdistan kentlerine yerleştirilmişlerdir. Öte yandan bir ordu kurmak amaçlanmıştır. Kısacası Kürtleri ve tüm halkları kendi hizmetlerine koymak ve Şia mezhebini dayatmak hedeflenmiştir.
Sine ve Kırmanşah gibi kentlere baktığımızda, oradaki halklar kültür ve dil olarak Farslardan etkilenmişlerdir. Halkların birbiriyle sorunu olmadığı bir gerçektir. Soykırım politikasını topluma, özellikle de Kürt halkına uygulayan sistemdir. Bir yandan kendilerini Kürtlerle kardeş sayar, Ari halklarından oldukları için kendilerini ulus olarak aynı kökene dayandırırlar, ancak öte yandan Kürtleri ve kültürlerini küçümser, alay konusu haline getirirler. Bu bir bütün tüm Fars halkının yaklaşımı değildir, ancak hakim zihniyet olan Şiacılık, Farsçılık etkisiyle azımsanmayacak bir kesim Kürt halkına böyle yaklaşır. Bu da Şia-Fars?ların yerleştirildiği kentlerde doğan pek çok kişi Farsça konuşur ve yaşar. Ne tarihini bilir ne de kendini Kürt olarak görür.  Bu kesimden Kürt olduğunu bilenler de kendi kültürlerinden utanır, hiçbir zaman kendilerinin Kürt olduklarını söylemezler. Hakim olan Farslar oldukları için, onları ileri ve aydın görme, kendini de küçük görme psikolojisi yaşarlar. Oysa devletli olmak, bir ilericilik değildir.
Farsların içinde de çelişkiler vardır. Halkın yoksul, demokratik, aydın kesimi iktidarın karşısında durur ve halkların parçalanmasını ve çatıştırılmasını kabul etmezler. Bu nedenle Farsların içinde önemli bir kesim de Kürt halkı ve diğer halkların yanında durur.


...


Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41

Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42