BİR UMUT VE SEVGİ DİNİ: KELDANİ-SÜRYANİ İNANCI
27 Hezîran 2019 Pêncşem
Süryanilerin, inançlarının temelinde sevgi, barış, hoşgörü ve ölçülü yaşam vardır. İmparatorlukların baş edemediği hakikat değeri de buradan ileri gelmektedir.

?Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez?
İnancın Tarihsel Zemini ve Ayrılıklar
Soykırım rejimiyle ortaya çıkan çatışma ve saptırmalar yüzünden Ortadoğu?nun kadim halkları ve inançları hakkındaki bilgiler karmaşık hale gelebilmiştir. Önder APO?nun halkların ve inançların gerçekliğini demokratik ulus anlayışı temelinde ele alması hepimizin ufkunu açmış, ön yargıları ortadan kaldırdığı gibi ilgi ve merakı da artırmıştır. Buna rağmen yazılı kaynaklardaki bilgilerden yararlanırken yanlışlara mahal vermek söz konusu olursa bu durumun kasti olmadığının iyice bilinmesi gerekiyor.
Halklar ve inançlar konusundaki hassasiyetimize rağmen bir terim veya kelime düzeyinde bile yanlış yapma lüksümüzün olmadığını belirtebiliriz. Buna rağmen genel bir bilgilenmeyi sağlamak amacıyla bugün yaptığımız çalışmalar yarın daha yeni bilgilerle daha doğru sonuçlara ulaşmamızı sağlayabilir. Keldanilik ve genel olarak Süryanilik incelemesinde de, bu kapsamdaki hata paylarını göz önünde bulundurmanın yararlı olacağını ifade etmek gerekir.
Örneğin birileri ?Süryani? adını kullanırken kendileri ?Süryoyo? adını tercih ettiklerini belirteceklerdir. Ya da Kürdistan?daki Keldanilikten bahsederken, ?Kürdistan?dakiler Keldani değil Süryaniliğin başka bir inancı, başka bir koludur? iddiasıyla karşılaşabiliriz. Buna benzer şekilde mesela Süryanilik ile Asur kimliği aynıymış gibi bilinir ama hem bunu milliyetçi temelde kullanan Süryani kesimler, hem de buna şiddetle karşı çıkanlar ve hatta Süryaniliği bir halk kimliği olarak değil sadece bir inanç olarak ele alanlar vardır. Yine Süryaniliği Asur ile alakalandırmayıp Arami olarak ele alanlar vardır. Özellikle 19 YY emperyalist yönelimleriyle birlikte Süryaniliğe dair politik ve dinsel yaklaşımlar daha belirgin farklılıklar göstermeye başlamıştır. Özcesi hem köken hem inanç meselesinde bölünmüş ve halen tartışmalarını sürdüren bir topluluk söz konusudur.
Tüm bu yaklaşımlar kaynağını sadece çarpıtılmış bilgi yapıları, karartılmış tarih ve inceleme yöntemindeki sorunlardan değil kısmen de Süryani toplumunun yaşadığı iç ayrılıklardan almaktadır. Buna rağmen Süryani inancı hakkında genel bir gözlemle şunları belirtebiliriz:
Her Hristiyan topluluk gibi Süryaniler de daha önceleri çok Tanrılı dinleri ve putperestlik aşamalarını yaşamışlardır. Bölgenin ilk Hristiyan topluluğudurlar. Öyle ki Ermenilerin de kendileri sayesinde Hristiyanlığa geçtiklerine inanırlar.
İnançlarının temelinde sevgi, barış, hoşgörü ve ölçülü yaşam vardır. İmparatorlukların baş edemediği hakikat değeri de buradan ileri gelmektedir.
Ortadoğu coğrafyasını kasıp kavuran zulüm düzenleri karşısında kendilerini ayrı bir ideolojik kimliğe kavuşturmaları zorunluydu. Başka türlü kendilerini korumaları, varlıklarını sürdürmeleri zordu. Yeni ideolojik kimliğin ?Hristiyanlık? bayrağı altında şekillenmesi de bu dindeki ılımlı özelliklerden kaynaklanmıştır. Sert ve çatışmacı değil yumuşak ve uzlaşmacı bir karakter sayesinde kendi inanç ve kültürlerini yaşayabilmişlerdir. Buna rağmen onca katliama ve hatta soykırıma uğramaları, yeni kimlik inşasına yönelirken tercihlerinde ne kadar haklı olduklarını göstermiştir.
Dönemin Yahudi inancını kendine kılıf yapan üst tabakanın Roma İmparatorluğuyla uzlaşma içerisine girmesine karşılık alt tabaka veya emekçi halklar genellikle Hristiyanlığı seçmişlerdir.
Genel bir adlandırmayla Süryani?lerin inanç sistemlerinin kökeni bir olup Hristiyanlığa dayansa da kendi içinde farklı kiliselere-mezheplere bölünmüştür.
Hz İsa?nın doğuştan ?tam Tanrı? ve ?tam insan? olduğu görüşünü savunanlar (MONOFİZİT) ile insan karakterini öne çıkaranlar, yani Hz İsa?ya kelamın geldiği 30 yaşına dek normal insan olduğunu savunanlar (DİYOFİZİT) arasında kopuş gerçekleşmiş; kiliseleri de ayrışmıştır.
Bu ayrışmalarda Doğu veya Batı?yı eksen alan inanç temelindeki politik yaklaşımlar da etkili olmuştur. Burada bir yönüyle de Roma, Bizans, Yunan merkezli hegemonya arayışlarının inançlar üzerindeki yansıması ortaya çıkmaktadır.
Süryani Ortodoks Kilisesi monofizit görüşü savunurken Nasturiler diyofiziti savunmuştur.
Nasturiler arasında Katolikliği kabul edenler Keldani adını almışlardır. Başka bir deyişle Keldani?ler, Katolikliği kabul eden Doğu Kilisesi Hristiyanlarıdırlar.
Keldani ismi ile ilgili çeşitli yorumlar bulunmakla birlikte genel kabul gören iddiaya göre ismin kökeninin 6. YY?da Babil yönetimine geçen Kaldî hanedanına dayandığı ve bu ismin de, Latince "occultus" (gizem) kökeninden türediği belirtilir. Yani, ?gizem ile uğraşan? anlamına gelmektedir. Kitab-ı Mukaddes'te, "Keldani" ismi ?yıldızbilimci? veya ?kâhin? anlamlarında geçmektedir.
Keldaniler Vatikan merkezli papa?nın otoritesini tanımakla beraber Keldani kilisesi özerk olup ibadetlerinde de özgünlüklerini korumuşlardır.
Bu temelde yaşanan farklılıkların inanç ve ibadet şekillerine yansımalarının da olabileceği dikkate alınarak genel bir çerçeve çizilebilir.
Süryanilerin İnanç ve İbadetleri:
Her inancın temelinde tarihsel-toplumsal koşullar bulunmakla birlikte insan maneviyatını yansıtması itibariyle evrensel karaktere sahip olduğu belirtilebilir. Coğrafyalara, kültürlere, halklara göre değişik şekiller alsa da her inanç yaradılış, tanrı, ölüm ve yaşam, ahiret, günah ve sevap gibi dinsel konular ve toplumsal yaşama dair kurallara yaklaşımıyla tanınır, ayırt edilir.
Egemenlik ideolojileri karşısında toplumların inanç tarzı genellikle savunma, korunma, direniş eksenli birer ideolojik kimlik inşası olarak öne çıkmıştır.
İdeolojik kimlik bir inancın, bir yaşam tarzının ifadesi olup ne kadar farklı kılınırsa egemen düzen karşısında o denli toplumsallığı korur; dinsel tören ve ritüeller ise her zaman inancı pekiştirecek kadar anlamlı hale getirilmek istenir.
Bazen bir ritüele çok fazla önem verilir, adeta kutsanır; başka inançlar açısından önemsiz görülen bir uygulamanın kökenlerine inildiğinde bazen hayati nedenlerinin bulunduğu görülür. Bu nedenle Süryaniler açısından neyin ne kadar önemli olduğu tartışmasına girmeden inanca saygı temelinde hangi konuya nasıl yaklaşıldığına bakılabilir.
Tanrı inancı: Hristiyan inancından farklı olmamakla birlikte cemaatlerin kendi aralarında teolojik görüş farklılıklarından kaynaklı ayrılıklar bulunmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi Hz İsa?nın tabiatına dair farklı yaklaşımlar Tanrı görüşüne dair yaklaşımların farklılığını da ortaya koymaktadır.
Tanrıyı ve Hz İsa?yı bir ele alan yaklaşım Hz Meryem?in de Tanrının annesi olduğunu ileri sürmüş oluyor; dolayısıyla çarmıhta acı çeken İsa aynı zamanda acı çeken Tanrıdır. İkisini birbirinden ayıran yaklaşımda ise Hz İsa ile Tanrının birleşmesi sonradan gerçekleşmiştir. Bu konuda ayrılığa düşmenin nedenleri ayrı kiliseler oluşturma arayışında ifadesini bulmaktadır. Yoksa her iki yaklaşımda da kutsallıklar zarar görmemektedir.
Melekler: Süryanilerde meleklere inanılır. Melekler, görünmeyen varlıklardır. Ruhani âlemde Tanrıya hizmet edip onun emirlerini insanlara bildirirler. Cinsiyetleri ve insani ihtiyaçları yoktur.
Şeytanlar: Bu inanca göre günah işlemiş ve cennetten kovulmuş melekler şeytanlar oluyorlar. İnsanları günaha teşvik ederler ama insanın da iradesi vardır. Dolayısıyla insan işlediği günahtan dolayı şeytanları suçlayıp işin içinden çıkamaz.
Kutsal Kitap: Hristiyanlığın kitabı doğal olarak Süryanilerin de kitabıdır. Yeni Ahit yani İncil?in Süryanice çevirisine Pşitto adı verilir.
Süryanice çevirinin tamamı elle yazılmıştır, bu nedenle çok geniş hacimlidir. Bu el yazmalarının en eskileri 5. Ve 6 yy da yazılmış olanlarıdırlar. Bu kadar geniş hacimli kitabın tüm bölümlerini bir arada bulmak mümkün olmamıştır. Eski el yazmalarında bazı bölümler eksiktir. Bu eksik bölümler daha sonraki çevirilerle tamamlanmıştır.
Süryaniler sadece Pşitto?yu değil İncil yazarlarını da kabul ederler.
Kıyamet ve ölüm: Tüm Hristiyanlar gibi Süryaniler de kıyamete, ölüme, cennete ve cehenneme, inanırlar.
Ölüm, vücuttaki hücrelerin bir hastalık veya başka bir sebeple canlılığını kaybetmesiyle gerçekleşir; yani ölüm, hücrelerin özünü oluşturan can ve ruhun bedenden ayrılması olayıdır.
Beden topraktan geldiği için tekrar toprağa dönecek; fakat ruh Allah?ın nefsinden olduğu için diri kalacaktır. Bu itibarla ruh, vaftiz olmakla kazandığı kutsallığı korumuşsa ve günahsız
yaşamışsa cennete gidecek; yoksa suçlarıyla yüzleşecek ve devamlı huzursuzluk ve
ıstırap içinde kalacak ki bu da onun için cehennem demektir.
Dirilme: Süryanilikte öldükten sonra tekrar dirilme inancı vardır. Buna göre insan öldükten sonra Tanrının kudretiyle ruhani bir bedene kavuşacak ve bir melek gibi ebedi hayatta ruhi bir varlık haline gelecektir.
Duruşma: Tanrı katında yargılanmaya inanılır. Ölümden sonra yüce divana çıkılacak ve dünyada yapılan iyi veya kötü işler yargılanacaktır. Günahlar mahkûm edilirken iyilikler mükâfatlandırılır. Müminler için en büyük mükâfat ruhani temeldeki yeni hayat olmaktadır.
Günah: Süryanilerde günah, Tanrı?nın emirlerine karşı gelmektir. Günahlar ?Asli? ve ?Şahsi"
olmak üzere ikiye ayrılır.
Asli Günah, Hz. Âdem?in şahsında Allah?a karşı işlenen, irsi olarak bütün insanlara geçen günahtır. Bu günah Hz. İsa?ya iman etmekle ve vaftiz olmakla silinir. Vaftiz olmadan insanın asli günahtan temizlenmesi imkânsızdır.
Şahsi Günah ise insanın iyiyi kötüyü ayırabildikten sonra kendi arzusuyla işlediği günahtır.
Bu günah, ağır ve hafif olarak iki türlüdür: Ağır olan günah, kasten işlenen günahtır; bunun cezası ebedi hükümdür. Hafif günah ise, ruhsal hayatı lekeleyen ve insanın itibarını zedeleyen gayri ihtiyari işlenen ve ihmalkârlıktan gelen hatalardır.
Şahsi günah, gerçek tövbe ile suçu itiraf etmek ve yapılan zararın bedelini ödemekle affedilir.
Günah itirafı Süryanilerde ruhanilere yapılır ve günahın büyüklüğüne göre maddi veya manevi cezalar verilir. Maddi cezalar kilise vb yerlere yardımlar şeklinde; manevi cezalar ise namazla, oruçla yerine getirilir. Takdir edilen cezalar yerine getirilince ilgili ruhaniye haber verilir, itiraf biter. Kişi tövbesini ruhaninin huzurunda yapar.
İbadet Esasları:
Namaz: Süryanilerde kıble Doğu olmak üzere namaz ibadeti günde yedi vakittir: 1-Sabah Namazı, 2-Kuşluk Namazı, 3-Öğle Namazı, 4-İkindi Namazı, 5-Akşam Namazı, 6-Yatsı Namazı, 7-Gece Yarısı Namazı
Sabah, öğle, akşam ve gece yarısı namazları farz yani mecburidir, diğer üçü sünnet sayılır yani mecburi değildir.
Sabah, öğle ve ikindi namazları kilisede topluca kılınırken diğerleri farklı mekânlarda kişisel olarak kılınabilir.
Namaz sırasında erkeklerin başı açık, kadınların örtülü olması gerekir. Pazar ve bayram günleri haricinde namaz secdelidir. Vakitlere göre dualar değişmekle birlikte kılınış şekli her vakitte aynıdır.
Namazın anlamı, Hıristiyanlığın ilkelerine inanmış bir kimsenin Tanrı?ya niyaz ve şükranlarını sunması, nimet ve rahmetlerini dilemesidir. Namaz, inanan kişinin Tanrı?ya bir niyazı, yalvarması ve duasıdır. Namaz nefse kuvvet verir ve onu ruhi arzularla doldurur. Bu anlamda namaz, manevi yönü çok güçlü bir ibadet olup Süryanilerce önemsenir.
Oruç: Bedensel arzu ve istekleri zayıflatarak, ruhsal yapıyı güçlendirmeyi hedefleyen bir ibadettir.
Orucun anlamı belirli zamanlarda yeme, içme ve cinsellik gibi istek ve duyguları terk etmek, ruhsal ve zihinsel yapıya ağırlık vermektir.
Oruç yeme ve içmeden tamamen uzak durmak şeklinde olabileceği gibi, et ve diğer hayvansal gıdalar gibi belirli yiyecekleri yememek şeklinde de olabilir.
Süryanilerde Oruç Çeşitleri:
Büyük Oruç: Şubat, Mart, Nisan aylarında tutulan Büyük Oruç kırk gündür. Elem Haftasının yedi günü eklenir toplam kırk sekiz gün olur. Bu sıkı oruç öğleye kadar sürer. Herhangi bir şey yemek hatta sigara içmek yasaktır. Hafif yemek yemeye dikkat edilir.
Havariler Orucu: Haziran başında perhiz olarak üç gün tutulur. 1946 yılına kadar süresi on gün olan bu orucun, 1946 yılında toplanan III. Humus Konsili yalnızca üç gün olmasını kararlaştırmıştır.
Ninova Orucu: İlkbaharda, Şubat ayında tutulan üç günlük oruçtur. Sadece bu oruç, büyük oruç gibi, hem öğleye kadar orucu hem de perhizi ihtiva etmektedir.
Meryem Ana Orucu: Ağustos ayının onundan on beşine kadar devam eden beş günlük perhizdir.
1946 yılına kadar süresi on beş gün tutulan bu oruç, 1946 yılında toplanan III. Humus Konsili?nde beş güne indirilmiştir.
Noel Orucu: Hz İsa?nın doğuş bayramı orucu olan Noel Orucu, Aralık ayının on beşinden yirmi beşine kadar on gündür. 1946 yılına kadar yirmi beş gün idi. 1946 yılındaki III. Humus Konsili on gün olmasını kararlaştırmıştır.
Bu oruçlardan Büyük Oruç ve Ninova Orucu hem perhiz hem de oruç olarak tutulur, diğerleri sadece perhizdir.
Ondalık: Süryanilerde yardımlaşma kapsamında zekâta benzeyen bazı gelenekler bulunmaktadır. Fakat zekât kavramı kullanılmaz. Bunun yerine ?ondalık? ya da ?sadaka? tabirleri kullanılır ki bu da gelirinin onda birini inancın hizmetine sunmayı hedefleyen bir gelenektir.
Ondalık, kilisenin masraflarını karşılamak, Tanrı?nın ve cemaatin hizmetine girmiş ruhani ve diğer hizmetlilerin geçimini sağlamak üzere gönüllü olarak verilmesi gerekli olan yardım ve hediyedir.
Ondalık verilmesi geleneği sürdürülmüş olsa da günümüzde düzenli olarak ödenmemektedir. Bu ödeneğin yerini, gönülden gelen bir bağış doldurmaktadır.
Abraşiye denilen mıntıka veya bölgelerden gelen bir aidat sistemi de uygulanmaktadır. Kilise kurallarına göre ondalığı ödemek isteyenler, yasal olmayan kazançları haricinde, kazançlarının onda birini verir. Ondalık ve bağış verilmelidir. Fakat vermeyene de bir müeyyide söz konusu değildir. Kilise yasasına göre her Abraşiyenin gelirinin onda birinin patrikliğe gönderilmesi gereklidir. Fakat bu gelenek de günümüzde pek uygulanmamaktadır.
Kutsal Ziyaret: Kudüs?ün ziyaret edilmesi esasına dayanır. Fakat Mardin yöresinde olduğu gibi Azizlerin mezarlarının bulunduğu kilise ve manastırlar da ziyaret yerleri olarak görülür.
Süryanilerde zekât tabiri kullanılmadığı gibi hac tabiri de kullanılmaz. Bunun yerine ?Sourutho adişto? (Kutsal Ziyaret) tabiri kullanılır Hacı olana da ?Makedşoyo? (Kutsanmış) denilir.
Kutsal ziyaret geleneği, ilk çağlardan beri, zorunlu olmayan bir gelenektir. Yediden yetmişe herkes, Kudüs?ü ziyaret edip Makedşoyo olabilir. Ancak pratikte, genelde orta yaşın üstünde olanlar gitmektedir. Daima Paskalya Bayramı?ndan bir hafta önce gidilir. Elem Haftası?nda ve Paskalya Bayramı?nda mutlaka orada bulunulması şarttır.
Süryani Kilise Teşkilatı:
Tarihte ilk Hristiyan kilisesini Süryaniler Antakya?da kurmuştur.
Hıristiyanlıkta büyük öneme sahip olan kilise ?Hz. İsa?ya inanan topluluğa? ve bu topluluğun inançlarının gereğini yerine getirmek için toplandıkları yapıya işaret eder.
Süryani toplumunda din adamları, kilisenin ruhani hizmetlerini yerine getirmek için görevlendirilmiş kimselerdir. Din adamları, kiliseye üye olanların manevi babasıdır.
Ruhbanların bu yetkilerini ?baba beni gönderdiği gibi ben de sizi gönderiyorum. Sizi dinleyen beni dinlemiş olur. Ruhu?l-Kudüs?ü alın, kimlerin günahını bağışlarsanız, onlar bağışlanmış ve kimlerinkini alıkoyarsanız onların ki alıkonulmuş olur? ifadelerinde olduğu gibi Hz. İsa?dan aldıklarına inanılır.
Süryanilerde ruhanilik Episkoposluk, Papazlık, Diyakosluk olmak üzere üçe ayrılır. Bu sınıflar da kendi içinde şu şekilde rütbelere ayrılır.
Episkoposluk (Başrahiplik):
Episkoposluk, papazlık ve diyakosluğun kendisine bağlı olduğu, kilisedeki en üst rütbedir. Episkopos ?gözetmen? anlamına gelen Yunanca kökenli bir isimdir. Kutsal Kitap?ta ise episkopos, yaşlı ve ihtiyar anlamında kullanılmaktadır. Bir metropolitan bölgede kiliseler üzerinde otorite sahibi olan rahiplere verilen addır. Episkoposluk kendi arasında üçe ayrılır: Patrklik, catliklik(mafiryanlık) ve metropolitlik.
Patriklik: Patrik, topluluk başı veya başkanı anlamında Yunanca bir isimdir. Episkoposların ve metropolitlerin başıdır. Patrik ruhaniler arasından seçimle başa gelir. Patriğin rahipler zümresinden seçilmesi zorunludur. V. yüzyılda patriklik unvanı, Antakya, Roma ve İskenderiye gibi üç büyük elçisel kürsünün başkanlarına verilmiştir.
Patrik, Süryani cemaatinde en yetkili ve sonrası olmayan makamdır. Doğu Hıristiyanları arasında Patrik ünvanının, Roma Katolik Kilisesi?ndeki Papa kelimesinin karşılığı olarak kullanıldığı ve onun temsil ettiği misyonu yüklendiği belirtilebilir. Ortodoks Süryaniler açısından bu durum fiili bir işlerlik de kazanmıştır. Keldanilerin Vatikan?ı esas almasına karşılık Süryani Ortodoks Kilisesi Doğu Kiliseleri geleneğini daha sıkı sürdürmektedir.
Süryani Ortodoks Kilisesinin ilk patriği, Semun Petrus?tur (Sen Piyer).
Şimdiki patrik ?Antakya ve Bütün Doğu?nun Elçisel Kürsüsü Patriği? ve bütün dünyadaki Patriklik merkezi 1959 yılından beri Şam?dadır.
Catliklik (Mafiryanlık): Catlik, genel anlamına gelen Yunanca bir kelimedir. Patriğin bir astı, metropolitin bir üstüdür. Süryani Kilisesinde her zaman sadece bir tane catlik (mafiryan) bulunur. Günümüzde, mafiryanlık görevi, Hindistan Süryani Ortodoks Kilisesinin uhdesinde bulunmaktadır.
Metropolit: Episkoposların başı anlamında Yunanca kökenli bir isimdir. Metropolit, belirli bir bölgedeki ruhani ve Süryanilerin dini reisidir ve o bölgedeki ruhaniler tarafından seçilen bir rahiptir. Metropoliti patrik takdis eder. Eskiden metropolitler yalnızca büyük şehirlerde (metropollerde) görev yapmaktaydı.
Fakat günümüzde -dul kaldıktan sonra- papazlıktan metropolit kutsanmış olanlara, episkopos; rahiplikten kutsanmışlara metropolit denilmektedir.
Türkiye?de İstanbul, Kürdistan?da ise Tur Abdin ve Mardin Metropolitlikleri mevcuttur. İstanbul Metropolitliği?nin merkezi, Tarlabaşı?ndaki Süryani Ortodoks Meryem Ana Kilisesi, Tur Abdin Metropolitliğinin merkezi ise Midyat?taki Deyrul Umur-Mor Gabriyel Manastırı?dır.
Tur Abdin Metropolitliği?ne İstanbul ve Ankara çevrelerindeki kiliseler hariç, Türkiye?de ki bütün kiliseler bağlıdır.
Papazlık: Papaz kelimesinin Süryanicesi Kaşişutho?dur ve ihtiyar anlamına gelmektedir. Cemaatin dini idaresini yürütür. Rahipler gibi evlenmeme, et yememe, dünyevi zevklerden uzak durma gibi yükümlülükleri yoktur. Diğer Süryaniler gibi yaşar fakat dini işlerde yetkinliği vardır ve öncülük yapar.
Kutsal Kitapta papazlıktan şöyle bahsedilir: ?Kilise topluluklarının her birine İhtiyarlar (yani papazlar) atadıktan sonra, oruç tutarak dua ettiler.?.
Ruhani okulunda İncili Şammas rütbesine gelen bir diyakos isterse ve metropolit uygun görürse papaz (keşiş) tayin edilir. Papazlık müessesesinin ilk rütbesi, episkoposluk ikinci ve son rütbesi, horepiskoposluktur (başpapazlık). Episkoposluktan horepiskoposluğa terfi yetkisi, metropolitin elindedir.
Bu kategorilerde bulunabilmek için, Diyakosluk basamaklarından geçmiş olmak gerekir. Diyakosluk sürecinde evlenen kişinin ulaşabileceği en son ruhani rütbe papazlıktır. Diyakosluk sürecinden geçip evlenmeyen kişi, üstlerinin de uygun görmesiyle rahiplik görevini üstlenir. Rahip olanlar, idari ve dini anlamda etkinliği güçlü olan diğer hiyerarşi basamaklarına tırmanabilirler.
...
(Bu yazının devamını sitemizde pdf dosyası olarak ?Kürdistan?da Yaşayan Halklar ve İnançlar? konulu Komünar dergisinden okuyabilirsiniz.)
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 37
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 38
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 39
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 40
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 41
Warning: Trying to access array offset on value of type bool in /home/komunar/public_html/tr/includes/reklamlar.php on line 42
